Galata Kulesi’nden Merak Uyandıran İstanbul Rivayetleri - istanbulhikayeleri.net.tc

Galata Kulesi’nden Merak Uyandıran İstanbul Rivayetleri

Galata Kulesi’nden İstanbul’a Bakmak

Galata Kulesi’nden İstanbul’a bakmak insanı başka bir âleme götürür. Rüzgâr saçlarını dağıtırken, aşağıda Haliç’in suları usulca kıpırdar. Kuleye tırmandığında sadece manzara görmezsin. İstanbul rivayetleri de seni karşılar. Taşların arasından fısıldayan eski hikayeler, kaybolmuş âşıklar, lanetli hazineler…

Ben de o merdivenleri çıkarken hep aynı hisse kapılırım. Sanki kule sadece bir gözetleme noktası değil, şehrin hafızasının ta kendisi. Her katında ayrı bir rivayet saklı sanki. Bazıları anlatılır, bazıları hâlâ gizli kalır.

Galata Kulesi’nin İnşası ve İlk Rivayet

Kimisi der ki Bizanslılar yaptırmış, kimisi Cenevizliler. Aslında her iki taraf da haklı biraz. 1348’de Cenevizliler tarafından bugünkü hâline yakın şekilde inşa edilmiş. Ama rivayetler çok daha eskiye gider. Bazıları kulenin yerin yedi kat altına uzandığını, orada devasa yılanların ve ejderhaların uyuduğunu söyler. Tabii bunlar halk arasında dolaşan efsaneler.

Kuleye ilk çıktığımda aklıma takılan şey şu olmuştu: Padişahlar neden burayı bu kadar önemsedi? Hezarfen Ahmet Çelebi’nin buradan kanat takıp Üsküdar’a uçtuğu rivayet hâlâ dillerde. Ama o başka bir hikaye.

Hezarfen Ahmet Çelebi ve Uçuş Efsanesi

17. yüzyıl. IV. Murat tahtta. Hezarfen Ahmet Çelebi, Galata Kulesi’nin tepesinden kuş tüylerinden yaptığı kanatlarla atlamış. Rüzgârı iyi hesaplamış, tam 6 kilometre süzülerek Üsküdar’daki Doğancılar Meydanı’na inmiş. Padişah hem korkmuş hem de hayran kalmış. Ama sonra “Bu adam çok şey biliyor, tehlikeli olabilir” diye düşünmüş. Rivayete göre Hezarfen’i Cezayir’e sürgün etmiş.

Bu hikaye her anlatıldığında içimde bir sızı olur. Çünkü İstanbul’un en büyük özelliği bu değil mi? Burada her şeyin bir bedeli vardır. Uçmak bile.

Kuledeki Gizli Hazine ve Define Rivayetleri

İstanbul’da define meraklısı çoktur. Galata Kulesi’nin altında ya da duvarlarının içinde gömülü hazinelerden bahsedenler hiç eksik olmaz. Özellikle fetih sırasında Bizanslıların buraya değerli eşyalarını sakladığı söylenir. Ama en ilginç rivayet, kuleye her gece bir dervişin gelip duvarlara bir şeyler yazdığı üzerine.

Benim bildiğim en güzel versiyonu ise şu: Kuleye tırmanan her kişinin bir sırrını duvara fısıldadığı ve o sırların taşlarda biriktiği söylenir. Belki de bu yüzden kuleye her çıktığında insanın içine bir ağırlık çöker. Sanki binlerce fısıltıyı aynı anda duyuyormuş gibi.

Aşk ve Ayrılık Rivayetleri

Galata Kulesi yalnız bir yapı değildir. Karşısında duran Kız Kulesi ile arasında yıllardır süren bir aşk hikayesi anlatılır. Kız Kulesi’ndeki güzel kız, Galata Kulesi’ndeki delikanlıya her akşam feneriyle işaret gönderirmiş. Ama bir gece fırtına çıkmış, işaretler kesilmiş. Rivayete göre o günden beri kuleler birbirine hasret bakar.

Bu hikaye özellikle gençler arasında çok popüler. Galata Kulesi’nden Kız Kulesi’ne bakarken dalıp gidenleri sık sık görürsünüz. Bazıları fotoğraf çeker, bazıları sadece sessizce izler. Şehrin en romantik noktalarından biridir burası.

Geceleyin Kule ve Gördüğü Rüyalar

Gece Galata’ya indiğinizde kule bambaşka bir hâl alır. Işıklar yanınca eski bir dev gibi dikilir orada. Rivayet odur ki, kule bazı geceler rüya görür. Ve gördüğü rüyaları etrafındaki evlere dağıtır. Bu yüzden Galata’da oturanların rüyaları hep İstanbul’la ilgili olur derler. Kimi kayıkların Haliç’te yarıştığını, kimi eski İstanbul’un surlarını görür.

Bir ara Galata’da eski bir apartmanda kalmıştım. Her gece tuhaf rüyalar görüyordum. Sonra bir yaşlı teyze “Kule rüyası bunlar, alışacaksın” demişti gülerek. O günden beri her rüyamda biraz daha fazla İstanbul var.

Modern Zamanlarda Galata Rivayetleri

Şimdi kule turistik bir yer. Giriş ücreti var, asansör çalışıyor, hediyelik eşya satan dükkanlar sıralanmış etrafında. Ama rivayetler hâlâ yaşıyor. Özellikle genç kuşak arasında yeni versiyonları dolaşıyor. Mesela kuleye telefonunuzu kapatıp çıktığınızda eski bir ses size adınızı fısıldayacakmış. Ya da tam gün batımında kulenin gölgesi bir ejderha şeklini alırmış.

Bunların hepsi halk arasında anlatılan küçük dokunuşlar. Ama hepsinin ortak noktası var: İstanbul rivayetleri hiç bitmiyor. Şehir değiştikçe, hikayeler de değişiyor, evriliyor.

Galata Kulesi’nden İstanbul’a Son Bakış

Kuleye her çıktığımda aynı şeyi düşünüyorum. Bu şehir sadece binalardan, sokaklardan ibaret değil. O, aynı zamanda anlatılan tüm bu hikayelerden oluşuyor. Her rivayet, her efsane, şehrin damarlarında akan kan gibi.

Eğer bir gün yolunuz düşerse, Galata Kulesi’ne çıkın. Manzarayı değil, sessizliği dinleyin. Belki bir fısıltı duyarsınız. Belki de sadece rüzgar eser. Ama emin olun, oradan ayrıldığınızda içinizde küçük bir İstanbul rivayeti daha taşıyor olacaksınız.

Çünkü bu şehir böyle bir yer. Seni kendine bağlayan, unutmana izin vermeyen, her taşında bir hikaye barındıran nadide bir yer. Ve Galata Kulesi de tüm bu rivayetlerin en tepeden bakan tanığı.